MÜFTÜMÜZE TEŞEKKÜR ETMİYORUM!

Pazar günü yola çıkardığımız Suriye yardımları dün Kilis’e ulaştı. Tır’ın üzerinde giden arkadaşla görüştüğümüzde kazasız belasız bir yolculuk yaptıklarını ve yardımları İHH yetkililerine teslim ettiklerini söyledi. İnsanlarımızın yardımı fotoğraflarla belgelendi. Bölgede internet sıkıntısı olduğu için fotoğrafları dün bize atamadı. Fotoğrafları atacak ortam bulduğunda fotoğraflar bizlere ulaşacak ve bizler de gazetemizden yapılan yardımları okuyucularımıza sunacağız.

Bu bilgiyi verdikten sonra asıl konuma dönmek istiyorum. Aslında bu yazıyı Pazartesi günü yayınlamayı düşünüyordum ama Pazar günü yola çıkan yardım tırlarının sevincini gölgelemek istemediğim için bugüne bıraktım.

Malumunuz İHH Sultanbeyli gönüllüleri olarak Suriye için bir yardım kampanyası başlattık ve tırlarımız ihtiyaç sahiplerine ulaştı. Bu kampanya başlamadan önce bir komisyon kurduk ve çalışmalara başladık. İlk iş olarak ilçedeki kamu kurumlarını ziyaret etmeyi, programdan söz edip kurumların gücüne göre kampanyaya desteklerini istemek oldu. Heyet olarak ilk olarak Sultanbeyli Belediyesine gittik önce Özel Kalem Müdürü Nizamettin Arslan beyle görüştük. Durumu Belediye Başkanı Hüseyin Keskin beye ilettiler.

Sultanbeyli Belediyesi, Suriye’ye yapılacak yardım konusunda ciddi bir duyarlılık gösterdi ve kampanya maddi ve manevi destekleri oldu. Birim müdürlerinden Dursun Ali Kaba, Dursun Ali Arslan, Abdullatif Yıldız, Beyaz Masa sorumlusu Halil Büyükyıldırım ve alt birimlerinde çalışan tüm arkadaşlar canla başla çalıştılar. Kampanya büyük destek verdiler.

Sonrasında İlçe Kaymakamımız Mehmet Ceylan bey’e geçtik. Kendileri de sağ olsun bizlere yazışmalarımızın hızlı yürümesi noktasında yardımcı oldu. Okullara ulaşmamızda İlçe Milli Eğitim Müdürü Vefa Vedat Budak beyin çok emeği oldu. Dolayısıyla kampanyamız daha kolay ve daha organize olmuş bir şekilde yürüdü.

Ben ismini saydığım kişi ve kurumlara huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bir de teşekkür etmeyeceğim bir isim var. Bu isim de Sultanbeyli Müftüsü sayın Osman Arslan bey. Kaymakam Mehmet Ceylan beyle görüştükten sonra heyet olarak makamına geçtik. Kendisi yoktu. Ertesi gün bir daha gittik yine yoktu. Üçüncü gün ben Hükümet konağına gazete götürdüğümde tekrar kapısını çaldım. İçerideydi.  Nezaketen bile olsa otur demedi ve kendisine ayakta durumu anlattım. Komisyondaki arkadaşların isteği olan “21 Aralık’ta kılınacak Cuma namazı öncesi cami imamlarının, hutbeden, Kent Meydanında Suriye ile ilgi yardım çadırının olduğunu ve bu kampanyadan vatandaşın haberdar edilmesini” rica ettim. Kampanyadan Kaymakam beyin ve ilçe yetkililerinin haberi olmasını söylememe rağmen, sayın müftümüzün cevabı: “Bugün bu duyuruyu biz camilerden yaparsak yarın, Cansuyu var, Kimse Yok mu Derneği var, o kurum var bu kurum var. Hepsi gelir bizden aynı istekte bulunur, bu defa biz bu işin önünü alamayız. “Hem biz Diyanete bağlıyız. Oradan emir gelirse yaparız” dedi. Suriye konusunun bir noktada hükümetin tek dış politikası olduğunu söylememe rağmen sayın müftümüz oralı bile olmadı. Diyanet te diyanet diye tutturdu. Devlet dairelerinde emir üstten alta doğru geldiği için müftü beyin hassasiyetine saygı gösteriyorum ama müftümüzün bağlı olduğu Kaymakamlık kampanyaya destek verirken sayın müftünün bireysel hareket etmesi çok ta şık değildi. O zaman Kaymakam Valilikten, İlçe Milli Eğitim Müdürü de İl Milli Eğitimden izin almalıydı. Ama sağ olsun bu iki kurumumuz duyarlı davrandı ve karınca kararınca bu kampanyaya destek verdiler.

Sonrasında ne oldu. Tam da ertesi gün, başta Diyanet işleri başkanlığı olmak üzere tüm STK’lar bir araya geldi ve Suriye için yardım kampanyası başlattı. Müftü destek vermedi diye kampanyada bir aksaklık olmadı ama kimin nasıl hassasiyete sahip olduğu ortaya çıktı.

Niyetim bu köşeden sayın müftümüz Osman Arslan’ı yargılamak veya rencide etmek değil. Bundan sonra olur ya Cansuyu, Kimse Yok Mu, o kurum bu kurum olur da mazlumlara yardım için destek almak için müftülüğe gitmek isterlerse nasıl bir tabloyla karşılaşacağını bilmelerini istediğim için bu yazıyı yazdım. Yani denenmiş bir tecrübeyi aktardım. Yargısız infaz olmasın diye köşemin sayın Osman Arslan müftümüze açık olduğunu duyuruyor, şayet cevap verirse bu köşeden yayınlayacağımı belirtiyorum. 

“MÜFTÜMÜZE TEŞEKKÜR ETMİYORUM!” Başlıklı Haber İçin 12 Yorum Yapılmış
  1. diyor dedi ki:

    Sayın müftümüz görev süresi boyunca kimsenin talebine karşılık vermimiş. Sizde amerikayı tekrar keşfetmeye kakışmışsınız…

  2. zakir uzun dedi ki:

    sayın karakoç bu müftü sultanbeyli için talihsizliktir bunu kim buraya gönderdi anlayamıyorum ondan başka bir hareket beklemek zaten yanlış,camilerde toplattığı cuma paralarının kuruşuna dokundurtmadan müftülüğe istetiyor çok para getiren imam en iyi imam gözünde ,kaymakamın desteklediği meseleye muhalefet edebiliyor,kasımpaşadan gelmiş ya omuzu düşük geziyor randevu istedik ne hikmetse onu da vermedi inş yeni görevinde başarılar dileriz sultanbeylinin kaderidir bu hadiseler falan filan.basın bunu biraz irdelerse ii olur benden bu kadar.

  3. diyor dedi ki:

    Bu müftü cami panolarında faiz propagandalarının yapıldığı ilçenin müftüsü galiba…

  4. Murat KAHRAMAN dedi ki:

    Ben de haklı olarak “Müftümüze Teşekkür Etmiyorum”a yürekten TEŞEKKÜR EDİYORUM!..

  5. birisi dedi ki:

    sayın müftümüz doğru bir tavır takınmış. şunu iyi bilinki camii kürsüsünden herşey söylenmez. zaten diyanet suriye konusunda gerekli hassasiyeti göstermiş, 28 Aralıkta yardım toplanmış sultanbeyli halkı da bu kampanyaya büyük destek vermiştir. çamur at izi kalsın mantığı ile müftü beyi zan altında bırakmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

  6. Taner Aksoy dedi ki:

    Recep bey ! Yaptığınız hizmetin büyüklüğünü gördük. Müteşekkiriz. Ama bir müftünün de bu şekilde taoplum önünde tartıştırılması ve kendisine hakaret ettirilmesi inanın hoş olmamıştır. Kaldı ki müftünün düşüncesine de hak vermemek elde değil ! Bir kişiye müsaade edilmesi durumunda sonra gelen isteklerin ne yönde olacağı düşündürücüdür.

  7. bilal uslu dedi ki:

    sayın müftümüz çok değerli, samimi, dürüst bir insandır. Burada kendisinden taleb edilen yardımın camii kürsüsünden söylenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Camii kürsüsünden resmi izin olmadan duyuru, ilan yapılamaz. ilçe kaymakamını kendilerine destek verdiğini söyleyen kişi gidip kaymakam beyden resmi izin alsaydı o zaman ne müftü beyin ne de başka birinin itiraz hakkı olurdu.böyle bir mesnetle saygı değer müftümüzü hiç kimsenin zann altında bırakmaya hakkı yoktur.

  8. burak büyük dedi ki:

    Recep bey. Teşekkür etmemek için bir sebep buldunuz ve yüksek sesle dillendirdiniz. Ama teşekkür edilmesi gereken çok önemli konularda her nedense sessiz kalmayı tercih ettiniz. Sadece bir örnek : Ahmet Yesevi mahallesinde 2-3 sene öncesine kadar hiç talebe yokken bugün cami bünyesinde 200 (ikiyüz) kişiye yakın öğrenci var. Muhtemelen mahallelerin çoğunda da var. Ayrıca müftü beyin bu kararı da en doğru karadır !

  9. Yıldırım dedi ki:

    Neden ayrımcılık yapıyorsunuz? hesabınıza gelen yorumları yayınlıyorsunuz hesabınıza gelmeyenleri yayınlamıyorsunuz. Dün yazmış olduğum yorum metnini yayınlayın lütfen

  10. Ozan Sultan dedi ki:

    Boşverelim müftüyü de bu suriyeli sığınmacılar topraklarından kaçabilen şanslılar. Asıl yardıma muhtaç olanlar ateşin içinde yananlardır. Bunu tartışalım düşünebilen adamsak.

  11. seda özsoy dedi ki:

    Bence de bunu bu şekilde yayınlamanız hiç doğru değil,bunu yayınlayan kişi kendi görüşlerni kendine saklasın…diyanet diğer kuruluşlardan farklıdır…suriyeye yardım a karşı olduğundan değildir…bunu yazan teşekkür etmiyorsa da özür dilemelidir..

  12. Ahmet Narin dedi ki:

    Müftü beye resmi yazı getirdinmi amirinden lafla peynir gemisi yürümez sözūnū hiçmí duymadınız?

Yorum Yap

Ad Soyad (required)

E-mail (required)

URI